HİKAYELER

01 - KÜL KEDİSİ (Sindirella)

Cinderella

Bir varmış bir yokmuş. Bir zamanlar ülkenin birinde Sindirella adında güzel bir kız yaşarmış. Sindirella kendisine zor işler yaptıran üvey annesi ve iki üvey kız kardeşi ile yaşarmış. Evin işlerini yapıp şöminenin yanında uyur ve hep küllere boyanırmış. Bu yüzden de kız kardeşleri ona Külkedisi adını takmışlar. Bir gün yaşadıkları ülkenin prensi evleneceği kızı bulmak için bir balo vermeye karar vermiş ve ülkenin bütün kızlarını bu baloya davet etmiş. Fakat üvey annesi Sindirella’nın o davete gitmesini istememiş, Külkedisini evde bırakarak iki kızı ile birlikte baloya gitmiş. O akşam Sindirella’nın baloya gitmek istediğini bilen bir peri gelmiş. Ona baloya gitmesi için gerekli olan elbise ve ayakkabıyı vermiş. Ve gece yarısından önce mutlaka eve dönmesini söylemiş yoksa sihir bozulurmuş. Baloda Sindirella prens ile dans etmiş. İkisi de ilk görüşte birbirlerine aşık olmuşlar. Sindirella periye verdiği sözü tutmak için eve dönerken ayakkabılarından birini sarayda düşürmüş. Prens bu ayakkabının sahibini bulmaya çalışmış ve bulduğunda onunla evleneceğini söylemiş. Bütün ülkeyi dolaşan muhafızlar sonunda Sindirellayı bulmuşlar. Prens ile evlenen Sindirella bundan sonra hep mutlu bir hayat sürmüş.

02 - PARMAK KIZ

Thumbelina

Bir zamanlar ülkenin birinde bir kadın yaşarmış. Bu kadın bir kızının olmasını çok istiyormuş. Bunun için bir büyücüden yardım istemiş. Büyücü, kadına bir tohum vermiş ve tohumu bir saksıya ekmesini istemiş. Zamanla tohumlar çiçek açmış ve bu çiçeklerden Parmak Kız Thumbelina doğmuş. Thumbelina’nın mutlu bir hayatı varmış. Ta ki çirkin kurbağa onu kaçırana dek. Bu kurbağa Thumbelina ile evlenmek istiyormuş ve kendisinden uzaklaşmaması için onu göldeki bir lotus yaprağının üzerine koymuş. Thumbelina uyanıp kendisini suda bir lotus yaprağının üzerinde bulunca ağlamaya başlamış. Bunu duyan sudaki balıklar zavallı Thumbelinaya acımışlar. Ona yardım etmek için hep beraber lotusun kökünü kırmışlar. Kökünden kurtulan lotus suda yüzerek Thumbelinayı karaya ulaştırmış. Sonunda eski özgürlüğüne kavuşan Thumbelina bundan böyle hep mutlu yaşamış.

03 - PİNOKYO

Pinocchio

Bir zamanlar, çocuğu olmayan yaşlı bir adam varmış. Bu adam ahşap ustasıymış. Etrafında kimsesi yokmuş çok ama çok yalnızmış. Bu yüzden bir gün kendisi için ahşaptan oyuncak bir bebek yapmış ve ona Pinokyo adını vermiş. Onun yalnızlığına dayanamayan iyi kalpli peri bu ahşap oyuncağa can vermiş. Artık Pinokyo ustanın oğlu gibi olmuş. Pinokyo büyümüş okula başlamış. Bir gün okula giderken yolda gördüğü tiyatro reklamı dikkatini çekmiş ve o gün okul yerine tiyatroya gitmeye karar vermiş. Pinokyo tiyatroya giderken yolda iki yabancı ile karşılaşmış, bunlar Tilki ile Kediymiş. Tilki ile kedi Pinokyodan bütün parasını onlara vermesini istemişler. Fakat Pinokyo kabul etmemiş. Bunun üzerine ona bir ceza vermek isteyen tilki ile kedi Pinokyoyu bir ağaca bağlamışlar. Çok zor durumda olan Pinokyo’nun yardımına bir peri yetişmiş. Peri ona neler olduğunu sormuş. Doğruyu söylemekten çekinen Pinokyo periye yalan söylemiş. Peri, Pinokyo’nun yalan söylediğini anlamış. Bu yüzden onu cezalandırmak için sihrini kullanarak onun burnunu uzatmaya başlamış. Burnu uzayan Pinokyo bu durumdan çok korkmuş ve hatasını anlamış. Bir daha yalan söylemeyeceğine dair periye söz vermiş. Peri, Pinokyo'yu affetmiş ve burnunu eski haline geri döndürmüş. Çok mutlu olan ve yaşadıklarından ders çıkaran Pinokyo, bir daha hayatı boyunca hiç yalan söylememiş.

04 - Mutlu Prens

The Happy Prince

Bir zamanlar, çocuğu olmayan yaşlı bir adam varmış. Bu adam ahşap ustasıymış. Etrafında kimsesi yokmuş çok ama çok yalnızmış. Bu yüzden bir gün kendisi için ahşaptan oyuncak bir bebek yapmış ve ona Pinokyo adını vermiş. Onun yalnızlığına dayanamayan iyi kalpli peri bu ahşap oyuncağa can vermiş. Artık Pinokyo ustanın oğlu gibi olmuş. Pinokyo büyümüş okula başlamış. Bir gün okula giderken yolda gördüğü tiyatro reklamı dikkatini çekmiş ve o gün okul yerine tiyatroya gitmeye karar vermiş. Pinokyo tiyatroya giderken yolda iki yabancı ile karşılaşmış, bunlar Tilki ile Kediymiş. Tilki ile kedi Pinokyodan bütün parasını onlara vermesini istemişler. Fakat Pinokyo kabul etmemiş. Bunun üzerine ona bir ceza vermek isteyen tilki ile kedi Pinokyoyu bir ağaca bağlamışlar. Çok zor durumda olan Pinokyo’nun yardımına bir peri yetişmiş. Peri ona neler olduğunu sormuş. Doğruyu söylemekten çekinen Pinokyo periye yalan söylemiş. Peri, Pinokyo’nun yalan söylediğini anlamış. Bu yüzden onu cezalandırmak için sihrini kullanarak onun burnunu uzatmaya başlamış. Burnu uzayan Pinokyo bu durumdan çok korkmuş ve hatasını anlamış. Bir daha yalan söylemeyeceğine dair periye söz vermiş. Peri, Pinokyo'yu affetmiş ve burnunu eski haline geri döndürmüş. Çok mutlu olan ve yaşadıklarından ders çıkaran Pinokyo, bir daha hayatı boyunca hiç yalan söylememiş.

05 - YALANCI ÇOBAN

The boy who cried wolf

Bir varmış, bir yokmuş. Köyün birinde çobanlık yapan bir çocuk yaşarmış. Bu çobanın bir sürü koyunu varmış fakat oyun oynayacak hiç kimsesi yokmuş. Bu yüzden de canı çok sıkılıyormuş. Bir gün çocuk köylülerle dalga geçip biraz eğlenmek istemiş. ‘ Yardım edin! Kurt var, kocaman bir kurt… Bana yardım edin.’ diye bağırmaya başlamış. Köylüler çobanın sesini duymuş ve hemen ona yardıma koşmuşlar. Oraya varınca çobana sormuşlar: ‘hani kurt nerede? Çoban da, ‘Kurt nerede bilmiyorum, ben sadece sizinle eğlenmek istedim.’ demiş. Bu cevabı duyan köylüler işlerini bırakıp buraya koştuklarını söyleyerek çocuğa çok kızmışlar. Bunun kötü bir şaka olduğunu söyleyerek köylerine geri dönmüşler. Çoban biraz dinlendikten sonra bu kötü şakayı tekrarlamak istemiş. Ve yine ‘kurt geldi, koyunlarımı öldürecek, yardım edin’ diye bağırmaya başlamış. Bunu duyan köylülerden bazıları ya gerçekse diye düşünerek çobana yardıma koşmuşlar. Yanına vardıklarında yine ortada kurt falan görememişler. Çocuk yine ona inanan köylülerle dalga geçerek gülüp eğlenmiş. Köylüler sinirle oradan ayrılmışlar. Günler sonra, kurtlar gerçekten çobanın sürüsüne saldırmış. Bunu gören çoban çok korkmuş. Hemen köylülerden yardım istemek için bağırmaya başlamış, ‘ yardım edin, yardım edin…’ Fakat bu sefer çobanın yalan söylediğini düşünen köylüler ona yardıma gelmemiş, kurtlar da bütün koyunları yemiş. Çoban hatasını anlamış, kimseye durduk yere böyle kötü şakalar yapmaması gerektiğini öğrenmiş ve bir daha kimseye yalan söylememeye karar vermiş.

06 - ZENCEFİLLİ KURABİYE ADAM

The Gingerbread Man

Bir zamanlar bir kulübede yaşayan yaşlı bir kadın ve kocası varmış. Bir gün yaşlı kadın zencefilli kurabiye hamurundan bir adam yapmış. Onun gözleri için kuş üzümü, düğmeleri için kiraz kullanmış ve pişmesi için fırına koymuş. Yaşlı kadın ve yaşlı adam çok açmış, bir an önce zencefilli kurabiyeyi yemek istiyorlarmış. Kurabiye pişer pişmez, yaşlı kadın fırının kapağını açmış. Birden Zencefilli Kurabiye Adam tepsiden fırlamış ve pencereden "Beni yemeyin!" diye bağırarak kaçmış. Yaşlı kadın ve adam, Zencefilli Kurabiye Adam’ın peşinden koşmuşlar. “Dur! Dur!” diye bağırmışlar ama Zencefilli Kurabiye Adam o kadar hızlı koşuyormuş ki onu yakalamak imkansızmış. Kurabiye, “Koşun, istediğiniz kadar hızlı koşun! Beni yakalayamazsınız, ben Zencefilli Kurabiye Adam’ım!" diye bağırıp duruyormuş. Zencefilli Kurabiye Adam tarlalardan ve çiftlikten geçmiş. İki domuzla, bir inek ve bir at ile karşılaşmış. Hepsi onu yemek istemiş. Zencefilli Kurabiye Adam hızla kaçmaya devam etmiş ve yine demiş ki “İstediğiniz kadar hızlı koşun! Beni yakalayamazsınız! Ben Zencefilli Kurabiye Adam’ım! Zencefilli kurabiye adam gülerek koşmaya devam etmiş. Bir nehrin kıyısına gelene kadar koşmuş. "Olamaz, beni yakalayacaklar! Ben bu nehri nasıl geçebilirim ki?” diye ağlamış. Sonra, sinsi bir tilki gelmiş ve demiş ki "Nehri geçmene yardım edebilirim. Kuyruğuma atla, seni karşıya geçireyim.” Zencefilli Kurabiye Adam sormuş: “Beni yemeyecek misin yani?” Tilki cevaplamış: "Hayır, sadece sana yardım etmek istiyorum." Böylece Zencefilli Kurabiye Adam tilkinin kuyruğuna çıkmış. Tilki yüzdükçe Zencefilli Kurabiye Adam ıslanmaya başlamış. Tilki demiş ki: “Çok ağırsın, yoruldum. Haydi burnuma atla!" Atlamış Zencefilli Kurabiye Adam. Tam karaya çıkacaklarken tilki burnundan havaya atmış kurabiyeyi ve ağzıyla yakalayıp “Lüp” diye yutmuş Zencefilli Kurabiye Adam’ı. Bu da onun sonu olmuş.

07 - KOCAMAN BİR TURP

The Enormous Turnip

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde karısıyla çiftliklerinde yaşayan bir çiftçi varmış. Bu çiftin kocaman turplarla dolu bir tarlası varmış. Bir gün çiftçi karısına: ‘Baksana şu turp çok büyümüş. Bu gün akşam yemeğinde turp yemek istiyorum, haydi beraber şu turpu topraktan çıkaralım.’ demiş. Kadın: ‘Pekala sen turpu tut ben de seni…’ demiş. Defalarca turpu koparmayı denemişler fakat turpu bir türlü topraktan çıkaramamışlar. Bunun üzerine çiftlikteki ineklerinden yardım istemişler. İnek yardım etmeyi kabul etmiş. Bu sefer inek kadını kadın da adamı tutup turpu çıkarmayı denemişler. Ama ineğin yardımı da işe yaramamış. Sonunda çiftlikteki diğer arkadaşlarını da çağırmışlar; küçük kız, kedi ve köpek. Hepsi birbirini tutup tekrar turpu topraktan çıkarmayı denemişler ve turp biraz yerinden çıkmaya başlamış. Bunu görenler daha güçlü çekmişler ve sonunda turp topraktan çıkmış. Bunun üzerine hedefine ulaşan çiftçi ve arkadaşları hep bir ağızdan ‘Yaşasın!’ diye bağırışmışlar ve evlerinin yolunu tutmuşlar.

08 - UZAYA GİTMEK İSTİYORUM

I want to go to space

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Pebby adında küçük bir ayı varmış. Pebby her şeyi merak eden bir ayıymış. Bir gece eliyle yıldızları işaret etmiş ve babasına demiş ki: “Baba, baba! Gökyüzünü aydınlatan şey ne? Onu görmek istiyorum.” Babası küçük ayıya dönüp, o gördüğün şey uzay demiş, bizden çok çok uzakta. Küçük Ayı meraklanmış: “Baba ben uzaya gitmek istiyorum” demiş. Baba da buna karşılık: “belki deneyebilirsin’’ demiş. Bunun üzerine Pebby bir merdiven almış ve üstüne çıkmış ama merdiven gökyüzüne çıkmak için çok kısaymış. Bunun üzerine Pebby daha yüksek bir yere çıkmalıyım diye düşünmüş ve eteklerinde bulutlar dolanan yüksek mi yüksek bir dağa çıkmış. Gökyüzüne çıkabilme umuduyla bulutlardan birinin üstüne atlamış ama bulutlara tutunamamış ve yuvarlanarak nehre düşmüş. Pebby uyandığında yanında bir adam varmış. Pebby adama kim olduğunu sormuş, adam da Pebby'ye : 'Ben bir astronotum' demiş. Pebby çok mutlu olmuş ve ona “Beni uzaya götürebilir misiniz?’’ diye sormuş. Astronot “Tabi ki” demiş. Pebby astronotla birlikte rokete binip Ayı ziyarete gitmişler ve Pebby uzaya gitme hayalini gerçekleştirdiği için çok mutlu olmuş.

09 - ÜÇ KÜÇÜK DOMUZCUK

The Three Little Pigs

Bir zamanlar üç küçük domuzcuğu olan anne bir domuz varmış. Yavruları yeterince büyüdüğünde onları kendi evlerini yapmaları için yanından uğurlamış. İlk küçük domuz evini samandan yapmış, ikinci küçük domuz evini çubuklardan yapmış ve üçüncü küçük domuz ise evini tuğladan yapmış. Evlerinde mutlu mesut yaşayan küçük domuzcukların yanına bir gün bir kurt gelmiş. İlk küçük domuz korkuyla samandan yaptığı evine saklanmış. Küçük domuzcuğun saklandığı yeri gören kurt homurdanarak kuvvetli bir şekilde üflemiş ve küçük domuzcuğun samandan olan evini havaya uçurmuş. İlk küçük domuz bu sefer saklanmak için ikinci küçük domuzcuğun evine gitmiş. Bunu gören kurt hemen peşine takılmış ve ikinci küçük domuzcuğun evinin kapısını öyle sert kapatmış ki çubuklardan yapılan ev yıkılıvermiş. Bu sefer iki küçük domuzcuk buradan da kaçarak üçüncü küçük domuzcuğun tuğladan yaptığı eve saklanmışlar. Üçüncü küçük domuz hemen kapıyı ve pencereleri kapatmış. Oraya da gelen kurt önce evi yıkmak için üflemiş, üflemiş, üflemiş ama ev o kadar sağlammış ki evi bir türlü evi uçuramamış. Aklına çatıya tırmanıp bacadan aşağı inmek gelmiş. O çatıya doğru giderken üçüncü küçük domuz bunu fark etmiş ve hemen alev alev yanan bir ateş yakmış. Kurt bacadan inerken ateşe düşmüş ve kuyruğu yanmış. Kuyruğu yanan kurt bu acıya dayanamayıp hemen oradan kaçmış ve bir daha üç küçük domuzcuğu hiç rahatsız etmemiş.

10 - KEDİ İLE TİLKİ

The Cat and The Fox

Bir varmış, bir yokmuş. Ormanın birinde yaşayan bir kedi varmış. Bir gün ormanda dolaşan kedi bir tilki ile karşılaşmış. Kedi tilkiye : ‘Merhaba Bay Tilki, nasılsın?’ diye sormuş. Tilki kediyi baştan aşağı süzdükten sonra ‘benimle nasıl böyle konuşabilirsin?’ diyerek kediye kızmış. ‘Sen kaç oyun biliyorsun bakalım’ diye soran tilkiye ‘sadece bir oyun biliyorum’ diye cevap vermiş kedi. Tilki: ‘hangi oyunmuş o?’ diye sormuş. Kedi de: ‘Eğer birisi seni kovalarsa ağaca tırmanıp saklanma oyunu’ demiş. ‘Hepsi bu kadar mı?’ diye sormuş Tilki bu sefer. Ve eklemiş: ‘Ben bir sürü oyun ve numara biliyorum.’ Tam o sırada avcılar dört tane av köpeği ile kedi ve tilkiyi kovalamaya başlamışlar. Kedi hemen ağaca tırmanıp saklanmış. Tilki ağaca tırmanıp saklanamadığı için avcılar onu yakalamış. Kedi de tilkiye: ‘Eğer sende benim gibi ağaca tırmanıp saklanma oyununu bilseydin kurtulabilirdin.’ demiş. Tilki ise kediyi küçümseyip ondan oyunu öğrenmek istemediği için çok pişman olmuş.

11 - KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ

Little Red Riding Hood

Uzun zaman önce ormanın birinde, büyükannesinin verdiği kırmızı kadife şapkayı takmayı seven küçük sevimli bir kız yaşarmış. Kırmızı kadife şapkasından dolayı herkes ona Kırmızı Başlıklı Kız dermiş. Bir gün annesi, Kırmızı Başlıklı Kızdan büyükannesine yaptığı kurabiyelerden götürmesini istemiş ve giderken yolda oyalanmaması gerektiğini söylemiş. Fakat Kırmızı Başlıklı Kız kurabiyeleri götürmek için çıktığı orman yolunda güzel çiçekler görmüş. Çiçeklerin güzelliğine dalıp ormanda yolunu kaybetmiş ve tam o sırada bir kurt ile karşılaşmış. Kırmızı Başlıklı Kız, daha önce hiç kurt görmediği için onun tehlikeli biri olduğunu da bilmiyormuş. Bu yüzden ‘nereye gidiyorsun’ diye soran kurda büyükannesine gittiğini söylemiş. Bunu duyan kurt hemen Kırmızı Başlıklı Kız’ın yanından ayrılıp büyükannenin evine gitmiş. Kurt, kapıyı açan büyükanneyi bir çırpıda yemiş ve hemen onun kılığına girerek Kırmızı Başlıklı Kızı beklemeye başlamış. Kırmızı Başlıklı Kız geldiğinde kurt onu da yiyivermiş. Karnı doyan kurdun uykusu gelmiş. Uykuya dalan kurt horlamaya başlamış ve bu sırada büyükannenin evinin oradan geçen cesur avcı bu sesi duymuş. Avcı, uyuyan kurdu görünce olanları anlamış. Kırmızı Başlıklı Kız ile büyükanneyi kurdun karnından çıkararak kurtarmış. Bundan böyle Kırmızı Başlıklı Kız da bir daha yabancılara karşı daha dikkatli olmaya karar vermiş ve annesinin sözünden bir daha hiç çıkmamış.

12 - ÇİRKİN ÖRDEK YAVRUSU

The Ugly Duckling

Bir zamanlar gölün birinde anne bir ördek yaşarmış. Bu anne ördek bir gün birkaç yumurta yumurtlamış. Bir süre sonra yavru ördekler kabuklarından teker teker çıkmaya başlamışlar. Yavru ördeklerin arasında tuhaf görünümlü, koyu renkli bir ördek varmış. Anne ördek ve diğer yavru ördekler ondan hoşlanmamışlar bu sebeple ona Çirkin Ördek Yavrusu adını vermişler. Bu duruma sinirlenen Çirkin Ördek Yavrusu kardeşlerinden ayrılmış. Fakat gittiği her yerde herkes onu çirkin bulmuş. Bir gün Çirkin Ördek Yavrusu güneye uçan birçok kuğu görmüş. Onların ne kadar güzel olduğunu düşünmüş, onlar gibi olmak istemiş. Bunu o kadar güçlü bir duyguyla istemiş ki bir gün derenin kenarındaki çocuklar onu gördüğünde güzelliğine hayran kaldıklarını söylemişler. Çirkin Ördek Yavrusu bu sefer de çocukların onunla dalga geçtiğini düşünmüş. Tam o sırada gözü sudaki yansımasına takılmış ve eski halinden çok daha güzel göründüğünü görmüş. Bundan böyle Çirkin Ördek Yavrusunu gören herkes onun bu güzelliğine hayran kalmış. Çirkin Ördek Yavrusu da hep mutlu yaşamış.